Bende İz Bırakan 15 !f Filmi

Bu yıl 15. yaşını kutlayan !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali’ni 2006’dan bu yana takip ediyorum. İşte bana ilham veren, ufkumu genişleten, gülümseten, endişelendiren, kısacası beni değiştiren 15 !f bağımsızı…

20 Şubat 2016
• • •
1
• • •
Plemya (2014)

The Tribe | Yön: Miroslav Slaboshpitsky

Görkemli sessizliği, ürpertici karanlığı ile etkileyici olmak için kelimelerin gerekmediğini gösteren, tamamen işaret dilinde çekilmiş ve altyazısız film, salonda dehşete düştüğüm, nefesimin kesildiği, kendini ve acısını psikolojik ve fiziksel olarak hissettiren bir deneyimdi.

2
• • •
Finding Vivian Maier (2014)

Yön: John Maloof, Charlie Siskel

Çocuk bakıcısı olarak sessiz ve içine kapanık bir yaşam süren Vivian Maier’in, ölümünden yıllar sonra keşfedilen 100,000’i aşkın fotoğrafı sayesinde çağımızın en iyi portre ve sokak fotoğrafçılarından biri olduğunun keşfedilmesini anlatan belgesel, bir keşfe tutkuyla bağlanmanın tüm dünyada iz bırakacak sonuçlar doğurabildiğini kanıtlıyordu.

Emre Eminoğlu • 2013 Sinemasının En İyi 25 Filmi listesinden eklendi
3
• • •
Spring Breakers (2013)

Yön: Harmony Korine,

Amerikan pop kültürüyle büyümüş Y kuşağının gelebileceği en uç noktayı destansı bir şekilde gösteren, günümüz gençliğinin psikolojisini çok iyi anlayan, James Franco’yu çok farklı bir şekilde izleyebileceğiniz bu film, beni müzikleriyle de etkilemişti.

4
• • •
Room 237 (2012)

Yön: Rodney Ascher

Stanley Kubrick’in “The Shining”inden yola çıkan ve bu filmde yer alan simgelerin farklı yorumlarını içeren belgesel, Kubrick filmografisinin farklı sularında da gezintiye çıkıyordu. Salondan çıkar çıkmaz bir (o güne dek yalnızca tek bir filmini izlemiş olduğum) Stanley Kubrick boxset’i satın aldığımı ekleyeyim.

5
• • •
Weekend (2011)

Yön: Andrew Haigh

2010’larda eşcinsel sinemayı neler beklediğinin ve çok yetenekli yeni bir yönetmenin müjdecisi olan Weekend, yalnızca !f’te değil, hayatımda izlediğim en sıcak ve en doğal romantik filmlerden.

6
• • •
If a Tree Falls: A Story of the Earth Liberation Front (2011)

Yön: Marshall Curry, Sam Cullman

Radikal eylemleriyle dikkat çeken eko-terörizm örgütü Earth Liberation Front, FBI tarafından ABD’nin en büyük iç tehditlerinden biri ilan edilmiş durumda. Örgütün amaçlarını, eylemlerini, niyetlerini ve niyetlerini aşan sonuçlarını anlatan belgesel, terör ve aktivizm arasındaki ince çizgiyi ve ahlaki değerleri sorgulamama neden olmuştu.

7
• • •
Black Swan (2010)

Yön: Darren Aronofsky

Bu listede mümkün olduğunca çok popüler ve hit filmlerden uzak durmak istesem de, Black Swan’a kim karşı koyabilir ki? Psikolojinin sanatla, tutkunun korkuyla iç içe geçtiği, muhteşem oyunculuğu ile Natalie Portman’ın destan yazdığı ve Çaykovski’nin balesinin Clint Mansell’in yorumuyla bambaşka bir müziğe evrildiği Black Swan, tüm zamanların en iyi ve en etkileyicilerinden…

8
• • •
Les amours imaginaires (2010)

Heartbeats | Yön: Xavier Dolan

İlk filmiyle dehasının, estetik anlayışının ve yönetmenlik becerilerinin yaşının çok ötesinde olduğunu kanıtlayan Xavier Dolan’ın ikinci filmi de bir aşk üçgenini kusursuz denilebilecek bir estetikle ortaya koymuştu.

9
• • •
La nana (2009)

The Maid | Yön: Sebastián Silva

Kuzey Avrupa sinemasından sonra en sevdiğim dünya sinemasının Güney Amerika sineması olmasının nedeni “La nana”, filmin ana karakteri Raquel ve bu güçlü kadını canlandıran Catalina Saavedra olmuştu. Sebastián Silva, kahkahalarla güldüren bir komediyi sağlam sosyolojik ve sınıfsal gözlemlerle destekliyordu.

10
• • •
Food, Inc. (2009)

Yön: Robert Kenner

Filmin “You’ll never look at dinner the same way again. / Akşam yemeğine bir daha asla aynı gözle bakamayacaksınız.” diyen tanıtım cümlesi yeterince açıklayıcı sanırım. Gıda endüstrisinin perde arkasını gösteren belgesel, sizi bir anda bir vegana dönüştürmeyecek belki, fakat yeme alışkanlıklarınızı bir şekilde değiştireceği kesin.

11
• • •
Afterschool (2008)

Yön: Antonio Campos

İnternetin değiştirdiği alışkanlıklar, lise kültürü ve Youtube neslinin psikolojik ve sosyolojik problemlerini bir araya getiren film, beni hem çok sevdiğim bir sinemacıyla (Antonio Campos) hem de çok sevdiğim bir oyuncuyla (Ezra Miller) tanıştırmıştı.

Emre Eminoğlu • En Sevdiğim Kuzey Avrupa Filmleri: Norveç Sineması listesinden eklendi
12
• • •
Mannen som elsket Yngve (2008)

The Man Who Loved Yngve | Yön: Stian Kristiansen

1989 yılında tüm dünya Berlin Duvarı’nın yıkılışı ile çalkalanırken, bu film Norveçli bir yeniyetmenin kendi duvarlarını konu ediniyor. Jarle’nin, sınıflarına yeni gelen Yngve’ye karşı olan hisleri, rock ve synth-pop’un, mantık ve duyguların, normlara uymanın ve kendi olmanın savaşı haline geliyor.

13
• • •
Pardonnez-moi (2007)

Forgive Me | Yön: Maïwenn

Oyuncu Maïwenn, yönettiği ilk filminde kamerasını ailesine çeviren ve tüm sırlarını ortaya döken genç kadın Violette’i de kendisi oynamıştı. Film, sorunlu bir ailenin katmanlarını keşfederken, yüzünüze art arda tokatların çarpmasına neden oluyordu.

14
• • •
Chacun sa nuit (2006)

One Two Another | Yön: Pascal Arnold & Jean-Marc Barr

Beni Fransız sinemasıyla değil tabii ki, fakat Fransız sinemasının kural tanımayan, cinsel sınırları yıkan doğasıyla tanıştıran bu gençlik filmi, ilişkiler ve ihtimaller üzerine düşünmemi sağlamıştı.

15
• • •
The Squid and the Whale (2005)

Yön: Noah Baumbach

5. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali benim için çok özel, çünkü hayatımda katıldığım ilk film festivali olma özelliği taşıyor. O yıl izlediğim dört film arasında en iyisi ise “Bağımsız Sinema”nın ne olduğunu tam olarak anlatan, çok sevdiğim oyuncuları izlememi sağlayan bir aile dramı olan The Squid and the Whale olmuştu.

YORUM YAZIN

x
Newsletter'a üye olmadınız mı?